Aksu Belediye Meclisi Nisan Ayı Olağan Toplantısı’nda, AK Parti Grup Sözcüsü Mehmet Mekik, CHP’nin içerisinde rant kavgası olduğunu ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nu ihbar edenlerin, CHP içerisindeki gerçek Atatürkçüler olduğunu belirtti. Mekik, her şeyi yapıp ‘Atatürkçüyüm’ diyenlerin çakma Atatürkçü olduğunu ifade etti. Mekik’in eleştirilerine yanıt veren Aksu Belediye Başkanı İsa Yıldırım, “Ben de o zaman şunu söylemek isterim; Ankara’yı parsel parsel sattık’ diyen Bülent Arınç da gerçek AK Partili, diğerleri çakma AK Partili derim. Şunu da belirtmek isterim; Bülent Arınç, Sayın Cumhurbaşkanımızın AK Parti’yi kurarken en yakınındaki insanlardan birisi ve ‘Melih Gökçek, Ankara’yı parsel parsel sattı’ dedi. Peki adalet ne yaptı?” diye yanıtladı.

ÇAKMALARLA BU İŞ YÜRÜMEZ

AK Parti Grup Sözcüsü Mehmet Mekik, yolsuzluk yapanların gerçek Atatürkçü olmadığını belirterek, “Mutlaka bir adalet var ülkemizde, bu doğaldır. Ancak anlamadığımız bir konu var. Bu İmamoğlu arkadaşın bizim AK Parti ile hiçbir illşkisi yok. Neden içeri alındı diye baktım. Diplomasının sahte olduğunu akrabası ihbar ediyor. CHP kongresinde İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı’nın kasasından milyonlarca dolar aktarılıyor, Kılıçdaroğlu’nun danışmanı ihbar ediyor. Bu, içinizdeki kavga. Bizi, meclisi neden karıştırıyorsunuz? Beşiktaş ve Ataşehir Belediye Başkanları teröre para aktarmaktan tutuklanıyor, şikayet eden kendi danışmanları. Adam vefalı adammış. İşte gerçek Atatürkçü onlar. Şimdi her şeyi yap, ‘Ben Atatürkçüyüm’ de. Olmaz. Bu işleri yapanlar çakma Atatürkçü. Çakmalarla bu iş yürümez. CHP içerisinde taht kavgası, rant kavgası var. Biz ne yapalım arkadaş? Biz susup bekliyoruz. İstanbul Büyükşehir Belediyesi Muş’tan 95 milyon liralık baklava siparişi veriyor. Araştırdım, Barış Market isimli bir yer. İşte çakma Atatürkçüler bunlar. Biz hepimiz Atatürk’ün askerleriyiz; ama çakması değiliz. İktidarımız yerli savaş helikopteri, tank, savaş gemisi, milli istihbarat tüfeği, İHA'lar yaptı. 81 ile üniversite açtı. 554 tane hastane yaptı. 18 bin kilometre duble yol, 150 adet tünel yaptı. İşte gerçek Atatürkçülük bu. Şimdi bir düşünün, CHP’liler böyle bir insanı sevmiyor. Benim aklım almıyor. Sevmeyebilirsiniz siyaset olarak; ama içinizden bari sevin ya. ‘Üniversiteliler serbest bırakılsın’ diyorlar. Ben de isterim serbest bırakılsın; ama polisimize baltayla saldırıyorlar, üstlerine asit atıyorlar. Böyle bir kanun, böyle bir sistem var mı?” dedi.

‘SENİN HIRSIZIN, BENİM HIRSIZIM’ DİYE BİR ŞEY OLMAZ

Aksu Belediye Başkanı İsa Yıldırım, adaletin herkese eşit şekilde uygulanması gerektiğini savunarak, “Doğrudur, İmamoğlu’nun yolsuzluk iddialarıyla alakalı CHP’den bazı insanlar bilirkişilik, şahitlik yapmıştır veya bizim de tam bilmediğimiz şekilde CHP’nin içerisinde İmamoğlu’nun aleyhine çalışan yöneticiler veya CHP’liler de olabilir. ‘Gerçek Atatürkçü esas bunlar’ dediniz. Ben de o zaman şunu söylemek isterim; Ankara’yı parsel parsel sattık’ diyen Bülent Arınç da gerçek AK Partili, diğerleri çakma AK Partili derim. Şunu da belirtmek isterim; Bülent Arınç, Sayın Cumhurbaşkanımızın AK Parti’yi kurarken en yakınındaki insanlardan birisi ve ‘Melih Gökçek, Ankara’yı parsel parsel sattı’ dedi. Peki adalet ne yaptı? Melih Gökçek’e gelince veya bazı bakanların yatak odalarından eurolar fışkırırken adalet ne yaptı? Hatta Rıza Zarrab denen meczu, züppe, ‘Fahişenin bahşişini önden vereceksiniz’ diyerek Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin makamlarını ve bakanlarını aşağılamıştır. Peki bununla alakalı adalet ne yaptı? ‘Senin hırsızın, benim hırsızım’ diye bir şey olmaz. Adaletin herkese eşit şekilde uygulanması ve devlet malının korunması gerekir. Şimdi CHP’ye gelince ‘Hırsız, aşağılık, çakma’; ama AK Parti’ye gelince, ‘Hırsız mübarek’ gibi bir şey olamaz. Eğer İmamoğlu’nun yolsuzlukla veya yanlışla bir alakası varsa, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin adaleti gereğini yapar ve yapmalıdır; çünkü devlet malı, herkesin malıdır” diye konuştu.

ADAMINA GÖRE ADALET OLMAMALI

80 milyonu fakirleştiren kişinin İmamoğlu olmadığını ifade eden Yıldırım, “Bizim vicdanımızı sızlatan şudur; bu ülke soyulurken, yolsuzluklar yapılırken, AK Parti’nin içerisinden Erdoğan Bayraktar, Bülent Arınç gibi insanlar yolsuzlukları ifşa ederken ne yapıldı? Hiçbir şey yapılmadı. Bugün bu millet 12-13 bin lira emekli maaşıyla yaşamak zorundaysa, 22 bin lira asgari ücretle insanlar yarı aç, yarı tok sokakta geziyorsa; bu insanlarımızı fakirleştiren ya da muhtaç eden İmamoğlu değildir. Bu insanları fakirleştiren, yatak odalarına euroları dolduran ve Ankara’yı parsel parsel satanlardır. Yargılamaya başladığımızda sadece önümüzü yargılamamamız gerekiyor. Geriyi ve daha ileriyi yargılamamız gerekiyor. 23 yıldır bu ülkeyi yöneten AK Parti, bugün emeklisini 12-13 bin liraya mahkum hale getirmişse, niçin bu hale geldik? Niçin çocuklarımız üniversitede okuyamaz hale geldi? Bu gerçekleri de göz ününde bulundurmamız gerekiyor. Allah razı olsun, yapılanlar oldu; ama bunların içerisinde de yaşaması gereken 80 milyon insan var. Bunu da göz ardı edemeyiz. Bütün bu yolsuzluğu, fakirliği, bozukluğu İmamoğlu’na yıkarak da 23 yıldır yapılanları örtemeyiz. Adaletin herkese eşit mesafede olması lazım. Hiç kimsenin, adaletin üzerinde olmaması ve kimsenin adalete hükmetmemesi lazım. Cumhurbaşkanı da olsa başbakan da olsa hesap soran bir adalet mekanizması olması lazım. Adamına göre adalet olmaması lazım” şeklinde konuştu.

Büyükşehir Ata’yı andı Büyükşehir Ata’yı andı

DEVLET, TERÖRİSTE İMTİYAZ SAĞLAYAMAZ

Teröriste imtiyaz sağlanmasının kabul edilemez olduğunu ifade eden Yıldırım, şöyle konuştu: “Bu ülkeyi bize emanet eden ecdadlarımız, bu ülkeyi soysunlar diye değil korusunlar ve yaşatsınlar diye emanet ettiler. Bu uğurda çocuklarımız can verdiler ve can vermeye devam ediyorlar. Benim 40 bin evladımın canını alan terörist başına her türlü imtiyaz sağlanırken, sokaktaki üniversite öğrencilerinin polis tarafından dövülmesi, tutuklanması, onlara zulmedilmesi zeval değildir. Eğer polis yanlış yapana şiddet uygulayacaksa, başta benim 40 bin çocuğumun canını alanlardan başlamalıdır. Muharrem İnce’nin bir sözü vardır; ‘Askere, polise silah sıkan herkes teröristtir. Teröriste terörist diyemeyen de teröristtir. Ben böyle bilirim. Devlet ve asker silah bırakmaz, terörist silah bırakır. Gelecekler, teslim olacaklar’ demiştir. DEM partililerin içerisine girip de DEM partili görünmek, Ankara veya Yozgat’a gidip de ülkücü görünmek marifet değildir, siyaset değildir. DEM Partililerin gözünün içine bakarak da bu ülkenin Cumhuriyet olduğunu, bölünmeyeceğini, Türk Milleti’nin barış içinde yaşaması gerektiğini söylemesi gerekir. Vatanseverlik, Kürt’ün yanında Kürt, Türk’ün yanında Türk milliyetçisi olmak değildir. Benim askerime, çocuğuma silah sıkan teröristtir ve teröristin de affı olmaz. Benim devletim, o çocukları dağa gönderdi. Benim çocuklarım asla gibi savaşarak şehit oldu. Bugün aynı devlet kalkıp da, 40 bin çocuğu şehit eden terörist caniye imtiyaz sağlatamaz. ‘Onu affediyorum’ diyerek kahramanlaştıramaz. Biz 40 bin can verdik, 40 bin daha can veririz; ama bu ülkenin bütünlüğüne, Cumhuriyetine, bayrağına göz dikenlere boyun eğmeyiz. Ölmeye devam ederiz; ama asla teslim olmayız”.